Yabancı dil kurslarına kayıt olurken büyük çoğunluk sormuyor, sorsalar da duyacakları yanıt “ Evet “ olacaktır. Bu sorunun cevabı benim 20 yıllık tecrübelerime göre “Hayır” ! Varılması gereken , istenen hedefe neden bu yolla çokça varılamıyor?
Bu yöntemleri kullanmış oldukça ciddi sayıda katımcıya hizmet verdik , üstelik ısrarla birkaç yıl da bu kurslara gitmişler ama özellikle konuşma anlamında neredeyse hiç yol alamamışlar. Aslında bu durum şaşırtıcı değil, çünkü haftada birkaç ders veya gün bu kurslara katılarak konuşma becerisi kazanılamaz. Çünkü ders bittiği anda Türkçeye hemen geri dönülüyor, hatta bazılarında derste bile Türkçe konuşulabiliyor. Belki yeni bir dile ısınmaya , gramer yapısı hakkında bilgi sahibi olmaya yardımcı olur ama konu gerçekten yeni bir dili öğrenmekse doğru bir yol haritası çizmek gerekiyor. Bir dili öğrenmek demek o dilde konuşabiliyor, anlayabiliyor, yazabiliyor olmak anlamına geliyor. Gramer seviyesi olarak uluslar arası skalanın üst seviyesinde olmak da o dili bildiğinizi kanıtlamaya yetmiyor. Örneğin CV’lerde yabancı dil kısmına sadece gramer bilgisine dayanarak orta veya ileri seviyede İngilizce seviyesi belirtmek hiç profesyonelce olmayacaktır, mülakat sırasında kolayca lisan seviyesi görülecektir.
Ülkemizde yabancı dil denilince ilk akla gelen dil İngilizce ve en çok başvuru da İngilizce dil eğitimi için yapılıyor. Peki, yeni bir dil nasıl öğrenilir, çocuklar nasıl dil öğreniyor, nasıl konuşmaya başlıyor? Yazarak mı, gramerle mi ? Hayır konuşarak, dinleyerek, tekrar ederek ana dilini öğreniyor çocuklar, hatta aynı anda başka dilleri de. Yeryüzünde gramer ile dil öğrenen bir çocuk gördünüz mü! Çünkü gramer de aslında konuşarak, deneyimleyerek kalıcı olarak öğreniliyor. Sürekli aynı dile maruz kalmak, yeni dile derinlemesine dalış yapmak gerekiyor. O nedenle öğrenilecek dilin konuşulduğu doğal ortamlar en güzel ve en hızlı öğrenme yolu. Eğer imkan varsa veya imkanlar zorlanabilecekse yurt dışında dil eğitimi alınması kişiye büyük bir rahatlık ve hızlı öğrenmede motivasyon sağlayacaktır. Konuşmaya ve anlamaya yani iletişim kurmaya başladıkça öğrenme ve otomatik konuşma yetisi çok daha hızlı gelişecektir. Yeni bir dili öğrenirken iletişim kurmaya başlamak, kişiye artık önceden başarması çok zor gibi görünen durumun aslında pek de öyle olmadığını hatta oldukça da keyifli olduğu hissini yaşamasını sağlar. Zaten bu aşamadan sonra artık öğrenme ve gelişim çok daha hızlı oluyor.
Yabancı dil eğitimi için ülkemizde genelde çok iyi sonuçlar alınamamasına rağmen ciddi bütçeler ayırmak gerekiyor, oysa yurt dışında da iyi bir program ve okul ile gerçekten etkili ve çok daha hızlı bir şekilde yabancı dil öğrenilebiliyor. Bulunulan sosyal ortam öğrenilen bilgileri pratiğe dökmek için mükemmel bir fırsat sunuyor, tabi aynı zamanda yeni bir kültürü, hatta sosyalleşirken farklı kültürleri de tanıma fırsatı sağlıyor. Yani yurt dışında dil eğitimi yeni bir dili öğrenmenin yanı sıra kişisel gelişim anlamında da kişiye katkılar sağlıyor, farklı bakış açıları açarak yeni disiplinler kazandırıyor, vizyonun genişlemesine öncülük ediyor. Çok uzun yıllar önce bir yönetici katılımcımız eğitimini tamamlayıp CERAN Lingua’dan döndüğünde , “ 4 hafta içinde o kadar çok insanla tanıştım, o kadar çok insanın hayat hikayesini öğrendim, neler yaptıklarını öğrendim ki sadece dil okulu değil, orası bir anlamda hayat okulu oldu benim için” demişti.
Benim görüşüm; Bir dilde konuşulabilir, iletişim kurulabilir hale gelmedikçe kimse o dili biliyorum dememeli…
Nuray Kuş
“Dil öğrenmek sizi korkutmasın”